Hediye

bymofilius©

Özge'nin canı çok sıkkındı. O gün 21 yaşına basıyordu ve İstanbul'da, yalnızca 6 aydan beri yaşadığı bu kentte yalnızdı. Bülent, yani 6 ay önce evlendiği kocası, görevli olarak gittiği Anadolu'nun bilmemneresindeydi ve ilk başta defalarca doğum gününde mutlaka yanında olacağı sözü verdiği halde, yoktu işte. Aslında ona pek kızmaması gerektiğini de biliyordu ama, yine de kızıyordu işte.

İkisi de İzmirli'ydiler. Evlenecekleri sırada Bülent, İstanbul'daki büyük bir uluslararası şirkette iş bulmuştu ve hemen üstüne atlamıştı tabii. 26 yaşındaydı ve şirketin satış teşkilatının müfettişliğini önermişlerdi ona. Doğrusu iyi bir pozisyondu ve ürcet de bayağı yüksekti. Yani İzmir'de asla bulamayacağı bir iş bulmuştu müstakbel kocası. O sırada düğün tarihi bile belliydi zaten. Evi İstanbul'da tutmuşlardı değişiklik olarak ve nikahtah sonra da atlayıp gelmişlerdi hemen. İlk bakışta işler yolundaydı, uzun lafın kısası.

Ama her şeyin bir faturası olduğu gibi, Bülent'in onları rahatlıkla yaşatabilecek işinin de bir faturası vardı. Sürekli Anadolu kentlerine, hatta kasabalara gidiyordu ve Özge de yalnız kalıyordu İstanbul'da. 6 ay içinde kalda değer arkadaşlıklar da kuramamıştı zaten.

Bu sefer de 1 haftalığına gitmişti kocası. Sonra bir hafta daha uzamıştı ve dün de arayıp, ilave bir hafta daha uzayacağını haber vermişti Özge'ye. İşte tepesini attıran da bu olmuştu zaten. Zaten iki haftadır kocası yoktu yanında. Bu en başta erkeği yok demekti. İlk bir hafta zorlanarak da olsa dayanmıştı buna. Sonra geceleri rüyalar görmeye başlamıştı. Sikiş rüyaları.

Ama bunlar durumunu dana da kötüleştirmekten başka bir işe yaramamıştı ki. Genellikle kıvranarak uyanıyor sonra da içindeki ateşi söndürebilmek için parmaklarına başvuruyordu çaresizce. Neredeyse 31 manyağı olmak üzereydi.

Bugün doğum günüydü ve kocası hala yoktu. Halbuki ne kadar hazırlamıştı kendini Özge. 21 yaşına basarken, kocasının sikinin üstünden hiç inmemeyi planlıyordu. Tüm gün boyu sikişirlerse ancak doyabileceğini düşünmüştü.

Sabah uyanınca, ne yapacağını düşünmüştü bir an. Sonra da ne olursa olsun bu günü güzel yaşaması gerektiğine karar vermişti. Evet kocası, yani onu mutlu edecek bir sik yoktu ama olsun. Moralini bozmayacaktı. Sanki herşey yolundaymış gibi giyinip süslenecekti ve evde tek başına, televizyonun karşısında oturacaktı.

İşe uzun uzun duş yapmakla başladı. Tam banyodan çıkmıştı ki, kocası aradı telefonla. Doğum gününü kutluyor, gelemediği için özür üstüne özür diliyordu. Sonra da üstüne giyecek bir şeyler bulmak için gardroba yöneldi. Üstündeki bornozu çıkarıp yatağın üstüne bırakmıştı. Gardrop kapısındaki büyük boy aynasında kendini gördü. Çıplak vücudu hala hafifçe nemliydi. Kütür kütür, belki de biraz küçük sayılabilecek yusyuvarlak memeleri dim dikti. Beli incecik, kalçaları tam gerektiği kadar geniş, göbeği bir dansözünkü kadar çekici, bacakları alabildiğine uzun ve güzeldiler. Kasıklarında en ufak bir tüy bile yoktu. Tüm vücudu bir bebeğinki kadar yumuşaktı yani. Güzel olduğunu biliyordu Özge. Sonra aynaya sırtını dönüp arkadan görünüşüne de baktı. Şimdi vücudunun en güzel yerine, kıçına bakıyordu. Gerçekten de sik kaldırıcıydı kalçaları. Zaten sırf bu yüzden, şimdiye kadar tanıdığı tüm erkekler onu götünden sikmek için yanıp tutuşmuştu. O da vermişti hepsine. İnanılmaz derecede zevk alıyordu götünün sikilmesinden.

Gardrobu açıp giysilerine şöyle bir baktı. İnce birşeyler arıyordu. Hava da zaten çok sıcaktı. Sonunda, siyah penye giysisini aldı eline. Battal boy bir atlet fanilasına benziyordu bu. İncecik kumaşında, küçük beyaz benekler vardı. Çıplak vücuduna giysiyi geçirip, aynada yine kendine baktı. Kolları, omuzları, sırtının yarısı, göğsünün büyük kısmı ve memelerinin bir bölümü ortadaydı. Güzel ve şehvetli yüzünü çevreleyen sapsarı saçları, dalga dalga umuzlarına dökülüyordu. İncecik kumaş karnını ve kalçalarını sarıyor, eteği ise kasıklarından en fazla bir karış sonra bitiyordu. Acayip olmuştu doğrusu. En hoşu da, giysinin siyah rengi ile bembeyaz teninin yaratığı müthiş kontrasttı.

"Eğer Bülent burada olsaydı ve beni böyle görseydi, hemen yatırıp sikerdi," diye düşündü.

Ama yoktu kocası işte.

Sonra salona geçip televizyonun karşısına, oturdu. Ayakları çıplaktı ama önemi de yoktu zaten. Nasıl olsa dışarı çıkmayacaktı. Öğlen olmuştu bu arada.

Saat 5'e kadar olaysız geçti. Diziler, kadın programları, bir yabancı film filan derken zaman akıp gitmişti işte. Sonra kapı çalındı. Hayret kim gelmişti ki acaba?

Yerinden kalkıp kapıya giti ve açtı. Hakkı amca ile burun buruna geldiler. Kayınpederinin asker arkadaşıydı Hakkı amca. Bülent'i çocukluğundan beri tanıyordu ve arasıra gelip giderdi onlara. Bu sefer yalnız da değildi üstelik. Yanında onunla aynı yaşlarda, yani 45 civarında gösteren bir arkadaşı vardı, elinde de büyük bir pasta kutusu.

"Doğum günün kutlu olsun bebek," dedi Hakkı amca, "Bizi içeri davet etmiyor musun?"

Birden içine sevinç dolduğunu hissetti Özge. İşte biri gelmişti doğum günü için.

"Ne demek Hakkı Amca... Buyrun buyrun..."

Yol verip onları salona aldı Özge. Sonra karşılıklı durdular ve tanıştırma faslı başladı tabii.

"Bak bebek, bu benim arkadaşım İhsan. Senin kayınpederi de tanır. Buralardaydık bugün ve aklıma doğum günün geldi. Hıyar kocan Bülent de yok İstanbul'da biliyorum zaten. Bir şeyler alıp geldik yalnız kalmayasın dile."

"Merhaba İhsan Amca," dedi Özge adama, "Tarıştığımıza çok memnun oldum. Ayrıca Hakkı Amca, geldiğinize çok sevindiğimi de söylemem gerek..."

Adamlar 3 kişilik kanapeye oturdular, Özge de onların karşısındaki geniş tek koltuğa geçti. Sohbete başladılar. Sonra birden onlara bir şey ikram etmemiş olduğunu akletti. Kocasının geleceğini sandığı için, o gün açılmak üzere, onun sevdiği türden bir şişe pahalı viski almıştı önceden. Yerinden kalkıp viskiyi getirdi ve Hakkı Amca ile İhsan Amca'nın oturduğu kanapenin hemen önündeki sehpaya koydu. Sonra da gidip mutfaktan bardak, buz ve çerez getirdi. Şimdi olmuştu işte.

Bu arada Hakkı Amca da bardaklara viski doldurup buz atmış ve birini de Özge'nin eline tutturmuştu bile. İçki, özellikle de viski içtiğinde pek öyle sarhoş olmuyordu Özge ama, iyice azgınlaşıyordu her zaman. Ama şu anda bunu düşünüp de endişelenecek hali de yoktu doğrusu. En kötü ihtimalle, Hakkı Amca ile arkadaşı gittikten sonra yine parmaklarına başvuracaktı. Hoş zaten viski içmese de yapacaktı bunu ya.

Bir süre sonra alkolün etkisini hissetmeye başladığında, o ana kadar dikkat etmediği başka bir şeyin de farkına vardı. Misafirleri, yani Hakkı Amca ile arkadaşı İhsan Amca, biraz içine düşmüş gibiydiler. Bakışları yakıcı olmuştu sanki. Biraz siker gibi yani. Gerçi Hakkı Amca önceleri de zaman zaman böyle bakmıştı ona ama, fazla ciddiye almamıştı Özge. Ne var ki durum bu sefer biraz farklıydı. Bir kere siksizlikten kıvranıyordu, sonra bugün doğumgünüydü ve üstelik viski içiyordu. Kısacası, ne istersen vardı yani.

Anlaşılmaz bir şekilde hoşuna gitmişti böyle bakılmak. Göz ucuyla kendini şöyle bir kontrol edip, adamların ne gördüklerini anlamaya çalıştı. Offfff. Öyle bir oturmuştu ki, bacakları neredeyse kalçalarına kadar meydandaydılar. Kimbilir onlar nerelerine kadar görüyordu. Aslında belki de biraz daha dikkatli olması, kendine çeki düzen vermesi gerekiyordu ama, umurunda bile değildi. Seyredilmek çok hoşuna gidiyordu. Yerinde kımıldanıp, eteğinin biraz daha sıyrılmasını sağladı.

Artık; öncelikle İhsan amcanın gözleri başka yere bakamaz olmuş gibiydi. Adamın kapkara gözlerinin bacaklarını adeta okşadığını hissediyordu Özge. Ve bu giderek içindeki ateşin bülümesine, daha azgınlaşmasına neden oluyordu sanki. Bir süre sonra, durmadan bahaneler yaratıp, içariye, mutfağa gidip gelmeye başladı. Böylece kalkma bahanesiyle bacaklarını biraz daha aralıyor, sonra mutfağa yürürken eteğinin altında kıvır kıvır oynayan talçalarını onlara seyrettiyordu. Geri dörerken de, amcaların gözleri memelerine, giysinin incecik kumaşı altından tüm hatlarıyla belli olan ve attığı her adımda titreyip sallanan memelerine kitleniyordu.

Mutfağa üçüncü gidişinden sonra tam salona geri dönüyordu ki, İhsan Amca'nın sesini duydu:

"Oğlum bu ne biçim am böyle be..? İnan kendimi zor tutuyorum..."

"Şşşşşş..." dedi Hakkı Amca da, "Yavaş ol be oğlum, duyacak şimdi..."

Ondan böyle "am" diye sözedilmesi, aklını başından aldı Özge'nin. Am olduğunu çok iyi biliyordu kendi de zaten. Bunu başkalarına, istemese de hissettirdiğini de. Offff, amı birden deli gibi sulanmıştı işte. Geri dönerken, kalçalarını daha fazla kıvırdığını farketti. Otururken de, eteğinin iyice sıyrılmasına dikkat etti bu sefer. Bacakları iyice aralık oturuyordu artık.

Bir daha sefer mutfağa gittiğinde daha uzun kaldı içerde. Kapının hemen yanında durmuş, salondan gelebilecek sesleri duymaya çalışıyordu. Yine İhsan Amca'ydı konuşan:

"Lan bu manita beni deli edecek be... Her yerini gösteriyor, görmüyormusun sen de... Donu bile yok kıçında... Ne sikilir ama değil mi?"

"Bilmez miyim İhsan'cım. Başından beri kafayı yedirdiyor bana da. Aklımda hep onu yatırıp sikmek var ama, bir türlü denk gelmedi işte. Neyse, bugün kocası olacak göt yok buralarda. Ve bugün kurtulamıyacak elimden...."

"Sen o götü bırak şimdi. Buradaki götün güzelliğini farkında mısın, onu söyle bana Hakkı. Allah sanki sikilsin diye yaratmış..."

Bu sefer geri dönerken, buzdolabından yine kocasıyla kutlama yapmak için aldığı şampanya şişesini de getirdi. Yürürken amından suzan suların bacaklarının iç taraflarına doğru aktığını hissediyordu Özge. Yerine oturamadan Hakkı amca, tazelediği viski bardağını tutuşturdu eline. Üçüncü bardaktı bu ve artık pek yerinde duramaz olmuştu. Sürekli kıpır kıpırdı koltuğun üstüne. Durmadan bacak değiştiriyordu. Kalçalarının yarısı meydandaydı. Hatta zaman zaman amını gösteriyordu amcalara. Böyle yaptıkça da daha fazla azgınlaştığının farkındaydı ama, kendini tutamıyordu sanki. Onların siklerini kaldırdığının farkındaydı ve bu inanılmaz hoşuna gidiyordu.

Şampanya şişesini de, hemen yanındaki sehpaya koşmuştu ve gözlerini onladan alamıyordu bir türlü. Şişenin uzun ve kalın boynu tıpkı bir sik gibi görünüyordu gözüne. Kendini tutamadı ve sağ elini uzatıp şişenin boynunu kavramdı. Sonra onu yavaş yavaş, tıpkı bir siki okşar gibi okşamaya başladı. Amcalar da kıvranmaya başlamışlardı artık.

"Eh artık pastanın zamanı geldi bebek," dedi birara Hakkı Amca, "Şimdi sen otur oturduğun yerde, biz İhsan Amca'nla her şeyi ayarlarız."

Özge onların kalkıp, pasta kutusu ellerinde mutfağa gidişlerini seyretti. Bu iyi olmuştu işte. Biraz kendine gelebilecekti böylece. Yoksa içini öyle bir ateş basmıştı ki, dayanılır gibi değildi hani.

Beş dakika sürmedi adamların geri dönmeleri. Hakikaten mutfakta ne gerekiyorsa bulmuşlardı. Pastayı çıkarıp büyük bir tabağa koymuşlar, üstünün mumlarını bile dikmişlerdi. Küçük pasta tabakları ve çatallar da getirmişlerdi. Bu arada 3 şampanya bardağı ve buz kovası da vardı tabii. Getirip hepsinin masanın üstüne koydular. Mumları yaktılar ve Özge'yi oraya, aralarına çağırdılar.

Karmakarışık duygular içindeydi Özge. Kalkarmen şampanya şişesini de aldı. İkisinin arasına oturduğu andan itibaren başbaşka bir evreye girmişti iş. Artık hafifçe de olsa vücutları birbirine dokunuyordu. Bu nedenle de bayılacak gibi olduğunu hissediyordu. Öte yandan önünde doğum günü pastası vardı. Mumları yanıyor ve onun üfleyip söndürmesini bekliyordu. Öne eğilip tek üflemede hepsini söndürdü sonra. Kendisi de dahil olmak üzere hep birlikte alkışladılar o zaman. Sonra eline bıçağı alıp üç dilim testi ve tabaklara koydu Özge. Bu arada Hakkı Amca da şampanya şişesini onun elinden almış, açmakla meşguldü. Dönüp onu seyretmeye başladı. Gerçekten sik gibiydi şişenin boynu. Mantarı fırladığında bir miktar şampanya havaya fışkırdı, sonra da köpükler sızmaya başladı dışarı. Ohhh şimdi de belini getiren bir sike benzemişti. Özge nereye ve neye baksa sik görecek gibi hissediyordu kendini. Şişeyi Hakkı Amcanın elinden kaptı adeta ve ağzındarn sızan köpükleri büyük bir iştahla yalamaya başladı.

Tam bir sessizlik oluşmuştu şimdi. Amcaların çıtı çıkmıyordu. Ama Hakkı Amca uzanıp şişeyi aldı onun elinden. Halbuki o tam da şişenin boynunu ağzına almak üzeriydi. Buğulu gözlerle adamın bardaklar dolduruşunu seyretti. Alev alevdi içi.

Kadehleri tokuşturdular ve Hakkı Amca'nın isteği üzerine bir dikişte içtiler. Sonra İhsan Amca yeniden doldurdu kadehleri. Şimdi daha da sokulmuşlardı amcalar ona. İki taraftan vücuduna değiyorlardı ve bu kasıklarının alev alev yanmasına neden oluyordu. Hele Hakkı Amca daha çok sokulmuştu ona. Bir elini kanapenin arkasına atmış, yüzünü yanağına iyice yaklaştırmıştı. Adamın sıcak nefesini kulağında hissediyordu Özge. Yerinde duramıyordu. Tüm vücudu kıpır kıpırdı. Adeta kıvranıyordu iki erkeğin arasında. Sol memesi iyce dışarı çıkmıştı. Memesirir sertelişp düğme gibi olmuş başı görünüyordu. Eteği neredeyse beline kadar sıyrılmıştı.

"Doğum günün kutlu olsun bebek," diye fısıldadığını duydu Hakkı Amca'nın.

Başını ona çevirdi. Şimdi yalnızca bir kaç santim vardı yüzlerinin arasında. Gözleri birbirinin içine dikiliydi. Offff, siker gibiydi adamın gözleri.

"Tanrım beni gözleriyle sikiyor..." diye düşündü Özge, "Ohhhhhh gözleriyle sikiyor beni..."

Tepeden tırnağa am kesilmişti adeta. Bu arada İhsan amca da öbür tarafından vücuduna adeta yapışmıştı. Onun sıcak nefesini boynunda, omuzunda hissediyordu. Ohhhh sikişmek istiyordu. Bu amcalara vermek istiyordu. Artık kendini tutamaz olmuştu.

"Offf ilik gibisin Özge," dediğini duydu İhsan Amca'nın, "Manyak gibi bir şeysin. Adamın aklını başından alırsın sen..."

Artık kendini tutamıyordu. Ağzı elinde olmadan açıldı ve etli dudukları Hakkı Amcanın dudaklarına yapıştılar adeta. Adam değil o saldırmıştı. Ağzını alabildiğine açtı Hakkı Amca. Özge adamın dilini dudaklarıyla yakalayıp ağzının içine çekti ve emmeye başladı. Başı dönüyordu. Tıpkı bir siki emer gibi emiyordu Hakkı Amca'nın dilini. Emdikçe de daha çok azgınlaştığını, daha çok sikilmek istediğini farkediyordu. Sonra İhsan Amca'nın ateş gibi dudaklarını omuzunda hissetti. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bir anda. Hakkı Amca'yı bırakıp ona döndü. Şehvetle çarpılmıştı adamın yüzü. Hırsla onun dudaklarına yapıştı bu sefer de. İçinin eridiğini hissediyordu.

Sonra eller memelerini mıncıklamaya başladı. Bir memesini Hakkı amca,bir memesini İhsan amca avuçlamış okşuyordu. İp kopmuştu artık. Dönülmez noktaya geldiğinin farkındaydı Özge.

İhsan amca soluklanmak için ağzını biraz uzaklaştırınca, hırsla Hakkı amcaya döndü yüzünü. Dudakları yeniden birleşti. Başı dönüyordu Özge'nin. Yine adamın dilini yakalamış, deli gibi emmeye başlamıştı. Ömründe ilk kez böyle bir şey oluyordu. İki erkek birden vardı yanında. İkisiyle de öpüşüp emişiyordu. İkisi de memelerini mıncıklıyordu. Çılgın bir şeydi bu. Birden müthiş bir şeyin daha farkına vardı sonra. Hakkı amca pantolonunun önünü çözmüş, sikini dışarı çıkarmıştı. Ohhh kocamandı siki. Kapkara, kıllı ve kocaman. Çok güzeldi.

Elini uzatıp onu sımsıkı kavradı Özge. Sonra başını çevirip İhsan amcaya baktı. Tanrım o da çıkarmıştı sikini dışarı. Sanki mümkünmüş gibi, onunki daha da büyüktü üstelik. Özge öbür eliyle de onu tuttu. Sonra da, ikisini birden sıvazlamaya okşamaya başladı. Uçmuştu sanki.

Tanrım ne kadar güzeldi amcaların sikleri. Taş gibi sert, kocaman ve alev alev sıcaktılar. Doğum gününde siksiz kaldığından yakınırken, bir anda iki siki birden olmuştu işte.Ohhhh! Gözü başka hiç bir şeyi görmüyordu artık. Biran önce onları içine istiyordu. İkisini birden üstelik. Onu böyle bir günde yalnız bırakan sevgili kocasını boynuzlamak istiyordu. İki amcanın siklerini içine alarak, onlara vererek, kendi evinin salonunda, doğumgününde sikişerek boynuzlamak istiyordu kocasını. Sik istiyordu, sikişmek istiyordu, kendini siktirmek istiyordu. Gözleri şehvetten kısılmış, ellerindeki sikleri hayranlıkla seyrediyordu. Ohhhh, amcaların siklerini seyrediyor, onları okşuyordu.

Hakkı amcanın sikinin kocaman başının tepesinde beyaz damlacıklar belirmeye başlamıştı. Bu ağzının sulanmasına neden oluyordu Özge'nin. Ama memelerini mıncık mıncık yoğuran ellerden de kopamıyor ve bu nedenle eğilip o aklını başından alan damlaları istediği gibi yalıyamıyordu. Sonra daha da müthiş bir şey oldu ve Hakkı amca elini indirip bacağının iç tarafını okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi Özge'nin. Bacakları alabildiğine aralandılar. Şimdi kendini tabak gibi açmıştı amcaların önünde. Vıcık vıcık sulanmış, şişmiş dudaklarını susamış bir ağız gibi açmış amını gösteriyordu onlara.

Artık sikilmesine az kaldığının farkındaydı Özge.

Tanrım, farkında olmak ne demek, bunu delicesine istiyordu. Ellerindeki amca siklerinin içine girmesini istiyordu.

"Ahhh sikin beni hadi..!" diye inledi birden. "Oh hadi sikin beni... İkiniz birden sikin beni..."

Hakkı Amca'nın parmakları bir anda amını buldu. Oturduğu yerde iyice kıvranmaya başlamasına neden oldu bu temas. Sonra yavaşça içine girdi parmak. Bu Özge'nin sarsıla sarsıla belini getirmesi için yetti de arttı bile.

Gözleri kararıyordu.

Sonra İhsan Amca'nın sesini duydu.

"Bu Bülent tıpkı babası gibi salak Hakkı. İnsan böyle tepeden tırnağa am olan bir fıstığı bırakıp gider mi be? Hadi mecbur oldu gitti diyelim, doğumgününde geri dönmez mi?"

"Bu ailenin erkekleri böyle işte he yapalım. Sen şikayet etmiyorsun değil mi İhsan?"

"Yok lan ne şikayeti? Manyak mısın nesin? Şu amın güzelliğine baksana. Şu bacaklara, hele şu göte bir baksana. Üstelik sik diye deliriyor..."

Onların aralarında böyle konuşmaları, Özge'nin, mümkünmüş gibi daha da çok tahrik olmasına yol açıyordu. Yine kıvranmaya başlamıştı iki amcanın arasında.

"Ohhh n'olur sikin beni..." diye yalvardı.

"Acele etme bebek..." dedi Hakkı Amca, "Sikileceksin... Hemde hiç sikilmediğin gibi sikileceksin... Ama acele yok... Yavaş yavaş... Tadını çıkara çıkara..."

Artık parmağı bir piston gibi girip çıkıyordu Özge'nin amına. Sonra İhsan Amca'nın eli de girdi devreye. Bacağının iç tarafını okşaya okşaya yukarı çıktı ve amını buldu. Ohhh şimdi iki parmak birden verdı amının dudakları arasında. Elleri ise hala amcaların sikleriyle doluydu. Ateş gibi yanan, taş kadar sert, kapkara, kıllı ve kocaman siklerle doluydu elleri.

Uçuyordu Özge.

Sonra zevkten buğulanmış gözleri İhsan amcanın aşağı kaydığını farketti. Çömelip bacaklarının arasına girdi ve iki eliyle onları daha da araladı adam. Hakkı amca da parmağını çekmişti şimdi amından. Bundan hiç hoşlanmamıştı ama, bir anda İhsan amcanın başı kasıklarına gömüldü. Beli bir yay gibi böküldü Ezge'nin. Sonra adamın dudakları amının susamış bir ağız gibi açılmış dudaklarına yapıştılar bir anda. Dili içine kaydı. Ve birden beli gelmeye başladı Özge'nin.

Kıvrana kıvrana belini getiriyordu.

Ama onun dinlenmesine izin vermedi amcalar. Yüzüne sürünen yakıcı sıcaklık, onu bir anda kendine getirdi. Hakkı amca kanapenin üstüne çıkmıştı. O kocaman sikini yüzüne sürüyordu. İştahla açtı ağzını Özge. Dili uzanıp o koaman kıllı sikin tepesindeki delikten sızan beyaz damlacıkları yalamaya başladı. Offf ne kadar güzeldi tadı.

Neredeyse aynı anda İhsan Amca'nın başparmağı, götünün deliğini okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bu temasla. Amından bısan sularla vıcık vıcık kaygandı götü. Onun, adamın parmağının altında açılmaya başladığını hissediyordu Özge. Kalçaları delicesine çalkalanmaya başlamıştı artık. Götünü adamın parmağına bastıyordu. İçine girmesini istiyordu o kalın parmağın.

Birden bastırdı İhsan Amca. Yağ gibi kaydı içine parmağı. Aynı anda da, Hakkı Amca o kocaman sikini ağzına sokuverdi.

Tanrım, yine beli geliyordu. Offff hem de ne biçim geliyordu.

İhsan Amca'nın parmağını koparacak gibi sıkıştırmıştı götü. Dudakları ise Hakkı Amca'nın sikine vantuz gibi yapışmıştı. Beli bükülmüştü. Tüm vücudu sarsılıyordu.

Sonra Hakkı Amca ağzını sikmeye başladı. O kocaman sikini, deli gibi emen ağzına sokup çıkarıyordu artık. Tıpkı bir amı siker gibi sikiyordu ağzını. İhsan Amca ise hem amını yalamayı sürdürüyordu, hem de parmağını artık yeniden gevşeyip açılan götüne sokup çıkarmayı.

Report Story

bymofilius© 14 comments/ 15859 views/ 1 favorites

Share the love

Report a Bug

Next
2 Pages:12

Forgot your password?

Please wait

Change picture

Your current user avatar, all sizes:

Default size User Picture  Medium size User Picture  Small size User Picture  Tiny size User Picture

You have a new user avatar waiting for moderation.

Select new user avatar:

   Cancel